Ç - D . KÖYLERİMİZ

  • SAYFAYA DÖN
  • ZİLE ' NİN SİTELERİ
ÇAKIRÇALI


İlçenin güney doğusunda bulunan Çakırçalı Köyü, Armutalan, Çapak, Alibağı, Elmacık, Göçenli köyleri ve Güzelbeyli kasabası ile komşudur. Köyün ilçeye uzaklığı 30 km'dir. Rivayete göre köy, 1750 yıllarında göçer yaşayan Karacadırlı aşireti tarafından Balım Seyit Tekkesinin yaylası olan şimdiki yere kurulmuştur. Aşiretin kendi yaylalarının işgaline karşı çıkan Balım Seyit Tekkesi halkı ile aralarındaki kavgada Karacadırlılar çakı ile birkaç kişiyi yaralamışlar ve bu olay üzerine yörede bunlar çakıcılar olarak anılmaya başlanmışlardır. Zamanla bu ismin köyün ismi olarak Çakırçalı'ya dönüştüğü sanılmaktadır. Köye ilk yerleşenlerin Kölükler, Kalenderler, Barakalılar ve Topuzlar aileleri olduğu söylenmektedir. 60 haneden ibaret olan köyde, 1960 yılında Devlet tarafından yaptırılan 2 derslikli ilkokula, 1986 yılında Devlet- Vatandaş işbirliği ile 1 lojman ilave edilmiştir. Köyde okur-yazar oranı % 80'dir. Köyün 1500 dekar kıraç, 1000 dekar sulanabilir arazisinde buğday, arpa, mercimek, nohut yetiştirilmektedir. Bir dağ köyü olan Çakırçalı da 250 büyükbaş, 4000 küçükbaş hayvan bulunmakta olup, arıcılık yapanlara da rastlanılmaktadır. Okulu, elektriği ve otomatik telefonu mevcut olan köyde içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Köy yakınında Hocabeden diye anılan ve peygamber soyundan geldiğine inanılan bir zatın mezarı bulunmaktadır. Çevresinde yaşlı pelit ağaçları bulunan bu yer halk tarafından ziyaret edilmektedir.


ÇAMDERE

ilçenin güney doğusunda yer alan Çamdere Köyü, Güzelbeyli Kasabası Karabalçık ve Yaylakent köyleri ile komşu olup, Artova ilçe sınırındadır. Ormanla kaplı bir dağın eteğinde bulunan köyün ilçeye uzaklığı 39 km'dir. Köy 1976 yılında büyük bir sel felaketine uğramıştır.Sağlıkevi bulunan köyde, misafire son derece hürmetkar olan Çamdere'liler düğünlerde semah gösterisi, yastık kaçırma, bahşiş alma geleneklerini sürdürmektedirler. Akrabalık ilişkileri çok sıkıdır. Köyde baykuşun ev üzerinde ötmesi ve tavşan uğursuz sayılır. Eski adı Mancı olan köye Çamdere adı, yakınından geçen dereden dolayı verilmiştir. Yaklaşık 100 yıl önce Garip Kahya adlı kişi tarafından kurulduğu söylenmektedir. Bir süre Güzelbeyli ve Yıldıztepe'ye bağlı olan Çamdere Köyü daha sonra ilçeye bağlanmıştır. 48 haneden ibaret olan köyde, eğitim ve öğretime 1970 de başlanan köye 1990 yılında 2 derslikli ve 2 lojmanlı bir okul yapılmıştır. Okur-yazar oranı % 75 olan köyde ilkokuldan sonra tahsile devam eden hiç yoktur. Köyün geliri, genelde tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tamamı kıraç arazinin ancak 300 dekarı sulanabilmektedir. Arazinin yetersiz olması nedeniyle köyde büyük oranda göç olayı yaşanmaktadır.

ÇAPAK

İlçenin doğusunda bulunan Çapak Köyü, Söğütözü, Armutalan ve Selamet köyleri ile komşudur. Dağlık bir arazide kurulan köyün 19 km. olan yolunun bir kısmı ham yoldur. Rakım 750 m. dir. Köye ilk yerleşenlerin Hasan Abdaloğlu isimli bir aşiret reisi ve yakınları olduğu söylenmektedir. Kışları çok soğuk geçen köyün çevresi ormanlıktır. Köydeki belli başlı mevkiiler Yılanlı Dağı, Ala Kaya, Çamlık Tepe ve Büyük Deredir 94 haneden ibaret olan köye de büyük kentlere göçenlerin yanında Libya ve Suudi Arabistan'a çalışmaya gidenlerin sayısı da fazladır. Köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayalı olup, çok az sayıda da bağ bulunmaktadır. 370 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan bulunan Çapak'da arazinin büyük bölümü kıraçdır. Köyde 30 traktör mevcuttur. 1965 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan ilkokulda eğitim ve öğretim sürmektedir. Köyde yüksek öğretim yapan veya yüksek öğretime devam eden bulunmamaktadır. Köyde ibadethane olarak kullanılan bir Cem evi vardır. Sağlık sorunlarının çözümü için ilçeye gidilir. Üfürükçülük, muska yazdırma gibi olaylara rağbet olmamakla birlikte, ziyaret edilen evliyalardan şifa bulunacağına inananlara rastlanılmaktadır. Yılanlı ve Pevri Baba denilen yeri genellikle çocuğu olmayan çiftler ziyaret eder. işlemeli göynek, kuşak, önlük, fes, başörtü, saç bağı, paçalı veya yakalık denilen parçalardan oluşan yöresel kıyafet giyilir. Hz. Alinin savaşa giderken atının üzerine üzerlik taktığına ve bunun ona uğur getirdiğine inanılarak, evlere üzerlik asma adeti yaygındır. Köyde dedelik ve müritlik geleneği sürmektedir

ÇAYIRKÖY

İlçenin kuzeyinde bulunan Çayır Köyü, Derebaşı, Saraç, Kepez, Uzunköy, Sofular, Yalnızköy ve Karakaya köyleri ile komşudur. Çevresi ormanlık olan köyün, ilçeye olan uzaklığı 15 km. olup, rakımı 1100 m. dir. Köyün yerleşim alanının önceleri çayırlık olması nedeniyle bu adı aldığı söylenmektedir. Bir süre yayla olarak kullanılan bu yer, daha sonra yaylacıların buraya yerleşmeleri ile köy haline gelmiştir. 210 haneden ibaret olan köyde 2010 kişi yaşamaktadır. İlçenin en büyük köyüdür. Köy arazisinin yetersizliği nedeniyle kentlere göç edenlere rastlanılmaktadır. Köyde 200 kişi Libya ve Rusya'da çalışmaya gitmiştir. Çoğunluğu kıraç olan arazisinde arpa, buğday, nohut, mercimek ve fiğ yetiştirilmekte olup, 156 traktör bulunmaktadır. 700 büyükbaş ve 2000 küçükbaş hayvan mevcuttur. Sağlık ocağında bir doktor bir hemşire bir ebe ve bir hizmetli görev yapmaktadır. Okulu, elektriği, telefonu bulunan köyde içme suyu ihtiyacı umumi çeşmelerden ve kısmen de şebekeli sistemden karşılanmaktadır. 1947 yılında eğitim ve öğretime başlanan köyde 1974'de Devlet tarafından 6 derslikli ve 5 lojmanlı okul yapılmıştır. Okulunda 256 öğrenci bulunan köyde okuma-yazma oran % 70'dir. Kız kaçırma olayları yaygın olan Çayır'da düğünlerde davul-zurna yerine saz çalınır ve kadınlı erkekli semah gösterisi yapılır. Akrabalık ilişkileri çok iyi olan köyde, büyük erkeğe saygı duyulur, sözü dinlenir. Babanın ölümü durumunda büyük oğul babanın yerini alır. Kete, çörek ve mayalı denilen ekmekler günlük yapılır. Köy kadınları tuman, üçpeş ve göynek adı verilen günlük kıyafetleri giymektedirler. 1712-1789 tarihleri arasında yaşayan ve köyün en yoksul kişisi olduğu söylenen Kul Yusuf isimli ozan bu köylüdür.
ÇAYIROLUĞU


İlçeye uzaklığı 40 km olan Çayıroluğu Köyü, Yücepınar, Uzunöz, Eskiderbent ve Ağılcık köyleri ile komşudur. Köye ilk yerleşenlerin 1877 Osmanlı Rus Savaşında Kafkasya'dan göç eden Kasım Kambur ailesi olduğu söylenmektedir. Kuruluş yerinin çimenlik çayırlık bir vadi olmasından dolayı köye bu ismin verildiği sanılmaktadır. 25 haneden ibaret olan köyde 135 kişi yaşamaktadır. Arazisinin yetersizliği nedeniyle 60 haneye yakın ailenin köyden göç ettiği söylenmektedir. 1964 yılında eğitim-öğretime başlanan köyde 1987 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 1 derslikli 1 lojmanlı okul yapılmıştır. Halen 22 öğrenci öğrenim görmektedir. Okur-yazar oranı %85'dir. Tamamı kıraç araziye sahip olup sulu tarım yapabilmek için kuyulardan istifade edilmektedir. Tahıl, baklagiller, soğan ve ayçiçeği yetiştirilir. 200 büyükbaş hayvan bulunan köyde küçükbaş hayvan sayısı yok denecek kadar azdır. Köyde fenni usûllerle arıcılık yapan ailelere de rastlanılmaktadır. Köyün camii, okulu, elektiriği, otomatik telefonu ve sağlıkevi mevcut olup, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Düğünlerde davul ve zurnanın yanında akardion eşliğinde Kafkas kökenli oyunlar oynanır. Yöresel yemeklerden Çerkez Pastası ünlüdür. Tavuk ve şips denen malzemeden yapılır. Yanında bulgur irisi ile hazırlanan pilav ekmek olarak yenir.

ÇELTEK


İlçenin güneyinde bulunan Çeltek Köyü, Belpınar, Yeniderbent, Hasanağa, Söğüt-özü köyleri ve Yıldıztepe Kasabası ile komşudur. Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Romalı'lar döneminde kurulduğuna dair çevrede izler vardır. Rivayete göre, 13. yüzyılda Ahmet Yasevi ocağından gelip Anadolu'yu yurt tutan Şeyh Mahmut Emircido-ğan'ın buraya yerleştiği, ayrıca yörede Çeltek Baba olarak nam yapan bu şeyhin adına tekke ve zaviye açıldığı anlatılmakta ve köyün adının da bu zattan geldiği söylenmektedir. Ulaşım sorunu bulunmayan ve ilçeye uzaklığı 12 km. olan köyün yolunun büyük bir bölümü asfalttır. 84 haneden ibaret olan köyün geliri tarıma dayalıdır. Hayvancılık sadece ihtiyacı karşılamak için yapılmaktadır. Çoğunluğu sulanabilir 8000 dekar köy arazisinde, buğday, arpa, ayçiçeği, şeker pancarı yetiştirilmekte ve kısmen de sebzecilik yapılmaktadır.Köyde 60 traktör ve 10 adet de traktörle çalışan ekin biçme makinası vardır. Köyde 1939 yılında eğitim ve öğretime başlanmış, 3 derslikli yeni bina ise 1986 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılmıştır. Okuma-yazma oranı % 85'dir. Ünlü şairimiz Cahit KÜLEBİ ve ünlü yazarımız M. Necati SEPETÇİOGLU bu köydendir.Halk Eğitim Merkezi tarafından biçki-dikiş ve nakış kursları açılan köyde bir Kur'an Kursu mevcuttur. Yeni camiinin inşaatı bitmek üzeredir. Köy konağı yapımı çalışmaları halen sürmektedir, köyün telefonu, elektriği, su şebekesi ve kanalizasyonu mevcuttur. Nüfus planlaması genelde tıbbi yöntemlerle yapılmaktadır. Köyün doğusunda NEKROPOL alanı, merdivenli kaya denilen bir yer, köyün içinde de çevreye dağılmış olan Roma ve Bizans dönemine ait birçok sütun ve sütun başlıkları vardır. Bu sütunlardan biri Çilhane denilen binanın içinde bulunmaktadır. Çilhaneyi (Çile-hane) ziyaret edenlerin ençok ilgisini çeken bu sütun; 60 cm. çapında toprağa gömülü kısmı hariç 3 m. boyunda ve korint başlıklıdır. Efsaneye göre Şeyh Mahmut Emircidoğan geldiğinde yörede su çok azmış asasını durduğu yere vurmuş ve buradan su fışkırmış. Suyun çıktığı yere Hacetpınarı denmiş, insanlar bu sudan şifa arar olmuşlar. Zamanın büyük tekkelerinden olan Çeltek Baba'dan bu gün de şifa arayanlara rastlanılmaktadır. En çok ruhi bunalım ve felç geçirenlerin ziyaret ettiği Çeltek Baba üstüne söylenen meşhur söz "Anadan ağzı eğriye Çeltek Baba ne yapsın?


ÇİÇEKPINARI

İlçenin güneyinde bulunan Çiçekpınarı Köyü, 1877 Osmanı Rus Savaşından sonra Kafkasya'nın Nahcivan bölgesinden gelen Azeri Türkleri tarafından kurulmuştur. Küçüközlü, Alıçözü, Üyük ve Üçkaya köyleri ile komşudur. Köye ilk yerleşenlerin Ağa, Şeker Ali ve Mersinli Kulu İsmail olduğu söylenmektedir. İlçeye 20 km mesafededir. 29 hanede, köyde okur-yazar oranı % 90'dır. Eğitim ve öğretim, 1971 yılından beri, Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan 1 derslikli binada devam etmekte olup, halen 30 öğrenci bulunmaktadır. Köyün tamamı kıraç 3000 dekar arazisinde buğday, arpa, nohut, mercimek yetiştirilmektedir. 150 büyükbaş, 100 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Pazartesi, Salı günleri ile boz eşek ve baykuşun uğursuzluğuna inanılmaktadır. Köyde, halay, Kafkas kökenli Çeçen, Karabet, Erzurum Barı, Çarlak isimli oyunlar oynanmaktadır.


ÇİFTLİK


Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, Bayram isimli bir kişi ve yardımcılarının bugünkü köyün yerinde bir çiftlik kurdukları, sonradan Tekkeşinoğlu ve Meytiler sülalerinin de gelerek bu çiftliğe yerleştikleri rivayet edilmektedir. İlçenin kuzey batısında bulunan Çiftlik Köyü, Kızılca, Salur köyleri ve Yalınyazı Kasabası ile komşu olup, ilçeye uzaklığı 23 km.dir. 1928 yılında büyük bir sel felaketine uğrayan köy, 1938 yılında da bir deprem felaketi geçirmiştir. Bu iki felaket bir çok can ve mal kaybına neden olmuştur. 87 hane bulunan, köyde okur-yazar oranı % 80'dir. 4000 dekarı kıraç, 2000 dekarı sulu arazide arpa, buğday, mercimek gibi yöre ürünleri yetiştirilmektedir. Az da olsa arıcılık ve bağcılık yapılan köyde 370 büyükbaş, 450 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Köyün camii, okulu, otomatik telefonu vardır. İçme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Köyde 1892-1942 yılları arasında yaşamış Ali Baba olarak tanınan NURETTİN SEYF’İisimli halk ozanının bilinen bir CÖNK ü vardır. Köyün ilk kuruluş yıllarında Şeyh Bayram tarafından açtırıldığı söylenen kuyu suyunun kulak ağrılarına iyi geldiğine inanılmaktadır.

DEREBAŞI




İlçenin kuzey batısında bulunan Derebaşı Köyü bir derenin içerisinde bulunduğundan dolayı bu ismi almıştır. Kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte Hindioğullarının ilk yerleşenler oluduğu söylenmektedir. Sofular, Çayır, Saraç, Bayır ve Yünlü köyleri ile komşudur, ilçeye 8 km. mesafedeki köyün Karadeve isimli 5 hanelik mezrası vardır. 60 hane olan köyde, okuma yazma oranı % 80'dir. 1960 yılında 1 lojmanlı okulda öğrenime başlanmış 1987 yılın da Devlet-Vatandaş işbirliği ile 2 lojman ilave edilmiştir. Halen 55 öğrenci öğrenim görmektedir. Devlet teşviki ile başlayan arıcılığın yanında, 1600 dekar sulu 100 dekarı kıraç arazide yöre ürünleri yetiştirilmektedir. Köyde 527 büyükbaş, 1617 küçükbaş hayvan mevcuttur. Çevrede bıldırcın, tilki, kurt ve sansar gibi av hayvanları bol bulunmaktadır. Bahar aylarında Amasya'nın Cendere Köyündeki bir ziyaretten getirilen toprak, koyun ve kuzuların sularına karıştırılır. Bohça Kesme ismi verilen bu işlem sonucunda hayvanların hastalıklardan korunacağına inanılır. Evlerde "Culfalık" denen küçük dokuma tezgahlarında "kıvrak, nevreş" ismi verilen iç çamaşırı dokunmaktadır. Düğünlerde simsim oyununun en güzelinin bu köyde oynandığı bilinmektedir.